deniz,gunes ve tarih...ispanya,olee! |
|
deniz,gunes ve tarih...ispanya,olee! - (1.10.2006) |
hamburgtan kalkan ucak uzaklarda alplerin kenarlarini siyirarak akdenize aciliyor.uzaklardan afrikanin en tepelerini gorur gibi oluyor insan.sonra menorca ve mallorca adalarini gecip alcalmaya basliyoruz.ibiza havaalaninda kisa suren beklemeden sonra arkadasla birlikte adanin baskenti olan eivissaya,yani ibiza towna olan yolculugumuz basliyor.
dunyaca unlu bir tatil mekani olmanin getirecegi en buyuk dezavantajlar ibizada ilk dakikada gozunuze carpiyor.trafik!buda yetmezmis gibi/sebep bu degilmis gibi,birde otoban insaati gorunce insan durup dusunuyor.acaba bu akdenizlilere ozgu bi dusunce sistematigimi?aslinda hayir.para kazanilabilecek heryere mafya girer,girdigi heryerde sorun olur.ibizada oldugu gibi.akliniza baska yerlerde geliyormu?
trafikten siyrilip sehir merkezine dogru yaklasirken cevre hicte yabanci gorunmuyor.bildiginiz marmaris yada alanya turunden carsilar ve dukkanlar yol boyunca uzayip gidiyor.
geniscene bir limanda super super luks yatlar ve katamaranlardan gayri cevredeki adalara,barcelona ve valenciaya calisan feribotlar ve tabiki devasa cruise lar goze batiyor.sahile dizilmis sira sira barlar,gumus tezgahlari ve herkese ve keseye gore restoranlar tablonun geri kalan kisimlarini tamamlar nitelikte.
burasi ibiza town,burada ortam bilinenin aksine cok cok asiri hizli ve heyecan verici degil.o tur beklentileri olanlar ve pasaportu "british" olanlar ekseriyetle san antonio denen diger bir sehirde takiliyorlar.ama burasi ibiza town,cok sukur!
sehir merkezinde gozden kaciramayacaginiz yegane sey ise enteresan mimarisiyle dimdik duran kale.tarih boyunca surekli istilalar ve yagmalara maruz kalan adada belkide dunyanin en modern kalesi bulunuyor.en modern olmasinin sebebi surekli olarak yenilenmis olmasi ve son halini alip bittiginde tarihsel olarak kimselerin oyle bir kaleye ihtiyac duymamis olmasi diye dusunuyorum.
adanin etrafinda yuzlerce,sayiyla 100 lerce degisik plaj bulunmakta.bu plajlarin hemen hepsi bizim ortalama plaj profilimizin epey uzaginda kalan turden olanlar.ornek vermek gerekirse;
70 li yaslarinin tadini cikarmak icin kendisini cirilciplak kumlarin uzerine atan teyzelerden tutun,gencliginin tadini ayni yoldan cikarmaya karar vermis nisbeten daha diri vucutlu kimselerin topluca poz verdigi plajlar.ve bunlardan yuzlercesi...
ha bu arada,bu plajlarin hemen hepsinin etrafinda cok degisik turden hareketlilikler yasaniyor.ne demek istedigimi anlatmak benim icin zor,gunun birinde yolunuz duserse bu hareketlilikleri gozlemleyebilir ve hatta medeni cesaretiniz yeterli olgunluga erismis ise katilabilirsinizde.size hicbir sekilde sorun yasamayacaginizi garanti ederim.o soruyuda lutfen sormayin!
adayi dunyaca meshur yapan birkac seyden biri privilege isimli gece kulubu.dunyanin en buyuk gece kulubu olma ozelligine sahip.bir diger devasa kulubun ismi is amnesia.bu iki kulup en bilinen ve en cok ragbet goren mekanlar.ayrica hic adetim olmasada girip gordugum yegane yerler.kapida odememiz gereken giris ucretini arkadasim sayesinde odemedik.ama iceride durum cok farkliydi.damlaliklami veriyonuz kardesim dedirten (banami oyle geldi acaba?)turden ufak porsiyon bir ickiye €5 odedim ve cok pismanim!
bir diger meshur sey ise san antoniodaki cilgin eglenceler.bu adi gecen eglencelere uzaktan bile bakmadim acikcasi.sebep ise gayet basit;zaten ingilterede yasiyorum ve silme ingiliz tatilcilerin dolandigi bi sehirde pek huzur bulamiyorum!ingilizler her gittikleri yerde oldugu gibi buradada kaosa sebep oluyor.hemen her gece alkol ve uyusturucudan mutevellit polislik ve hastanelik olan bir suru insana rastliyorsunuz.hatta ingiliz uyusturucu mafyasi ibizada birbirine kursun sikar hale gelmis.durum bu kadar vahim.demekki neymis?ibizaya tatile giderseniz san antonio ya ugrarken iki kere dusunmek gerekliymis!hapin etkisiyle ucabilecegine inanip balkonlardan dusuveren o kadar cok insan varki...inanmasi guc degilmi?
ve son olarak guzeller guzeli santa eularia!
burasi ibizadaki diger bir sehir.iclerinde belkide en bakir olani.aslinda sehir merkezi diye tabir edilen yer bizim ic anadoludaki koylerden bile cok daha ufak bi yer.abartisiz olarak anlatmak gerekirse;bir adet cay bahcesi,bir kilise,iki restoran(restoran sayisinda oynamalar olabilir)ve sanirim bi baska dukkan,hepsi bu.
ama sahip oldugu sahiller ve plajlar burayi ibizanin en guzel mekanlarindan biri yapiyor.bir dezavantaji var,oda denizi.ibizanin etrafinda irili ufakli pekcok adacik oldugundan denizi durgun.ama santa eularianin etrafinda bu adaciklardan pek bulunmuyor.yani acik deniz,yani dalgali.kimileri icin belki daha iyidir,bilemem.plajlara ulasmak icin tehlikeli tepe yollarindan yurumek zorunda kalacaginizida hatirlatayim.degermi bunca eziyete?yinede deger.
son olarak buranin genc jenerasyon tarafindan en cok sevilen yerlerden biri oldugunuda eklemek isterim.hani bahsediyorduk ya plaj etrafindaki cesitli hareketliliklerden,iste o hareketlilikleri plaj disina tasimayi zahmet ve zaman kaybi olarak gorenlerin favori mekani santa eularia!
unutmadan belirtmekte fayda var.ibizaya bagli,feribotla yarim saat mesafede bir baska ada mevcut.formentera!
mutlaka ama mutlaka gorulmesi gereken,sabah erken gidip koca bir gun gecirilmesi gereken bir ada-cik formentera.ama nasil bir adacik!kendi etrafindaki mini adaciklara gidis gelislerinizi denizden yuruyerek yapmaniza imkan saglayan inanilmaz keyifli bir mekan.denizi harika,plajlari harika,ortam harika!ispanyanin en populer turistik destinasyonlarindan biri formentera.
akdenizin bu sicak adasi hakkinda anlatilacak cok fazla sey var aslinda.gezilip gorulecek bir suru mekan,tarihi ve turistik binlerce farkli ayrinti var. ama ben meslegim olmasi ve bu tur ayrintilara karsi ilgimin zamanla azalmis olmasi sebebiyle daha derinlere girmek istemiyorum.ha,reklam amacli bikac cumle kurmam gerek,bunu pas gecemeyecegim.bunuda affiniza siginarak ve buyuk bir hevesle yapacagim.
tavsiye edecegim mekanin ismi cafe chill.sicak-soguk mezelerden taze meyve sularina kadar genis bir yelpazeye sahipler.ayni zamanda internet cafe.via punica 49 adresi.kime sorsaniz gosterir,bulmasi gayet kolay.calisanlari son derece sicakkanli ve arkadas canlisi.benim tanistigim ve muhabbet ettigim calisanin adi emilie.bir daha gormek icin simdiden sabirsizlaniyorum ;)
ibizadan madride gidecek ucak az once madridden yola cikti!
bu anonsu duydugumda ucak 1 saat gecikmisti.aradaki 55 dakikalik mesafeyi ve madride geri donus icin yapilacak hazirlik,bunun icin gerekli sure,vs vs diye dusunurken insan bir anda kendisini ispanyada degilde memleketin herhangi bir yerinde gibi hissediyor.(bu hisssi dahada derinden yasayacakmisim ya,onuda az sonra anlatirim)sabaha karsi 3 gibi madride inip kalacak yer aramak zorunda olusum(turkum ben,kalacak yeri onceden ayarlamak zor geliyor)yorgunlugumla harmanlaninca ilk buldugum yere kivrilip uyumaya karar veriyorum.gunduz 5 bucukta otobuse binip fransaya gitmem gerek,onumde koca bir gun var madridi kesfetmek icin.benle ayni kaderi paylasan birkac kisinin yamacina tuneyip sabah 6 ya kadar uyuyorum.metro acilir acilmaz otobuse binecegim otogar olan estacion sur a gidiyorum.yanima gerekli olan seyleri alip geri kalanini emanete teslim ediyorum.ilk durak nere olaki?
metroda gise gorevlisi olan bayan bana piramides duraginda inmem gerektigini soyluyor.oyle yapiyorum.ilk gordugum kisiye soruyorum ve son tarifi aliyorum.200 metre kadar ilerleyip sola baktigimda karsilasiyorum gitmek istedigim yerle.karsimda vicente calderon duruyor,atletico madridin stadi!
etrafinda bir tur atip uygun acilardan kareler yakalamaya calisirken gozum acik bir kapiya takiliyor.yesil zemini gormenin heyecaniyla sorgusuz sualsiz giriveriyorum iceri ve ilk gordugum gorevliye ricada bulunuyorum;birkac fotograf cekmemde bi mahsur olabilirmi?
aldigim olumlu cevabin uzerinden 3 saniye gecmeden kendimi tribunlerde buluyorum.
cocukluk hayallerimden biri gercek oluyor.futrenin,shusterin,kiko ve camineronun,ve simeonenin ve panticin vede nicelerinin formasini giydigi atletico madridin sahasindayim.bu ne buyuk bi mutluluktur boyle!
madridde sordugum tek adres burasiydi.ama gidilmesi gereken tek yer tabiki degil.
piramidesten atochaya,oradan operaya ve gran via ya,nice nice gezilesi ve gorulesi yerlere yuruyerek gidip ufak molalarla ilerledikten sonra bir diger hayalimi gerceklestirmeye geliyor sira.metronun 10 numarali/bordo renkli hattina binmeden evvel arkamda prado muzesinden botanik bahcesine,atocha tren garindan kraliyet sarayina kadar bir suru yer birakiyorum.ama gozum baskasinda!10 numarali hat beni kuzeye,santiago bernabeu duragina goturuyor.
metrodan cikip saga sola bakinirken bir anda o devasa stadyumla karsilasiyorum.kendimi kayserinin koyunden inip istanbulun gobegine dusuveren zeki alasya gibi hissettiriyor bu stadyum.ama ne stadyum!
stadin etrafinda tamirat isleriyle ugrasan calisanlara ricada bulunuyorum birkac fotograf cekebilirmiyim diye.42 numarali kapidan bilet alip tura katilirsan neden olmasin?
dediklerini yapip €9 odedikten sonra asansorle en tepeye kadar cikiyorum.buradan gorunen manzara anlatilacak gibi degil.santiago bernabeudayim.ellerim titriyor,nefesim ince ince kesilmeye basliyor.bos bir stadyum bunlari yapabilirmi?cevabi merak edenler 9 euroyu gozden cikarmak zorunda!
tur sizi soyunma odalarindan muzeye,seref tribununden yedek oyuncularin ve capellonun bulundugu bench e,yani hemen heryere goturuyor.ama maalesefki sahanin cimlerine dokunmaniz kesinlikle ve kesinlikle yasak!guvenlik gorevlisinin yegane isi sizin cimlere dokunmadiginizdan emin olmak.manchester united taraftari bi ingilizin para teklifinide bir saniye bile duraksamadan son derece net bir sekilde geri ceviriyor.bu kadar kiymetli cimleri var
yani!
stadyumdan ayrildiktan sonra ruhu huzura kavusmus hemen her insan gibi bende acikmis hissediyorum kendimi.ispanyadaki son gunumu paela yiyerek taclandirmak istiyorum.son derece hos dizayn edilmis restoranlar ve brasserieler arasindan secim yapmak zorunda kalsamda disarida masasi bulunanlardan birinde karar kiliyorum ve o anin tadini doyasiya cikariyorum.turist oldugumu anlayip sohbet etmek icin yanima gelen orta yasli bi bayanada o anki hislerimi anlatmakta epey zorluk cekiyorum.
derdin ne?eh iste,vicente calderonu gordum,bernabeuyu gordum.prado?saray?onlarida gorduk te,iste,ne biliiim... :)
5 bucukta estacion sur dan kalkip burgosa,oradan da aktarmayla fransa rennes a gidecek olan otobus saat 6 bucuk sularinda ancak hareket edebiliyor.bu sure zarfinda madrid sicaginda bosuna bekliyor olmanin getirdigi sinir ve stres,insanlarin pekte hos olmayan tavirlari,check in kuyrugunda yasanan turk isi kurnazliklar canimi burnuma getirmeye yetiyor.ve o anda yeniden dusunuyorum;burasi esenler otogarimi yahu?
madrid belediyesi sehri ikinci dunya savasi sonrasina cevirmis.karayollarini kullanmak buyuk zaman kaybi.heryerde otoyol ve tunel insaati var.iskence cekiyorsunuz ve yapacak birseyiniz yok.en sonunda eurolines madrid-burgos seferine tahsis edilmis otobus perona yanasiyor ve burgosa kadar olan 4 bucuk saatlik yolculuk basliyor.
yolculuk boyunca kimsecikler benle konusmuyor.bunun sebebi gecikmeden dolayi biraz fazla agresif olmam ve insanlarin kasitli olarak ingilizce konusmamak icin efor sarfetmeleri.arada gorevli oldugundan bile suphe ettiigim bi bayana fena halde bozuk caldim.haliyle peronlardaki tum dikkatler uzerime toplandi.o guzergahta benden once(ve sanirim benden sonrada)herhangi bir turk vatandasinin izlerine bile rastlanmamis olmali.universite ogrencisi bir genc nereli oldugumu sordugunda verdigim cevap kucuk dilini yutmasina sebep oldu.ne isin var burda?gelde anlat...
burgosta bir saatten fazla suren zorunlu bekleme esnasinda cantalarimin madridden gelen otobuste rehin olarak tutuldugunu/tutulacagini bana izah edecek bir tek insan evladina bile rastlayamadim.herkes otobusten inmis,kapilar ve bagajlar kilitlenmisti.ingilizce dunyanin neresine giderseniz gidin is gorur derler ya hani,iste bu buyuk bi yalan.ispanyanin ic kesimlerinde yemiyor bu kural!
gece gec saatlerde bilbaoya ugrayan otobus endustri sehri ispanyada boyle insaa ediliyor,stadyumu burada,otogarida stadin az onunde diyerekten tekrar yola koyuldugunda ispanyaya bir sonraki sefere kadar adios demis ve gozlerimi kapatip uyumaya baslamistim.
bilinmesi gerekenler;
ispanyada en pahali sey icme suyu!yarim litrelik siseye 1 euro civarinda para veriyorsunuz.fransada bu rakam 2 litrelik su icin 85 cent!
ispanyada insanlar ingilizce konusmaktan hoslanmiyorlar!eskaza benim gibi degisik destinasyonlara ugrayacaksaniz yaninizda mutlaka bi sozluk olsun.gecenin bi vakti kel alaka bi sekilde kalakalmis bulabilirsiniz kendinizi.kalakalmis pozisyonu dogaclamaya cok musait.neyseki acik gozlu davranip cingenelik yaptigim icin herhangi bi sakatlikla karsilasmadim.aman dikkat!
ispanyada yeme icme diger avrupa ulkelerine gore nisbeten daha ucuz.aslinda memleketin kendiside ucuz.(su haric)o yuzden gozunuze kestirdiginiz guzel bi restoran olursa cekinmeden girip fiyatlari kontrol edin.buyuk ihtimalle tatmin edici fiyatlarla karsilasacaksiniz.
yolunuz madride dustuyse stadyumlari ve tren garini mutlaka gorun.
kendinize iyi bakin,saglicakla kalin.